31 Ocak 2008 Perşembe

geceyarısını yaşamaktan yorgunum

"eflatun gözlerin olduğunu bilmiyordum" dizelerinden sonra farkettim eflatunun ne kadar da acı bir renk olduğunu. İşte bu dizelerle başlıyor Attila İlhan'ın Kaptan şiiri. İnsanı Paris sokaklarında, hem de daha önce hiç görmediği, hiç bilmediği Paris sokaklarında, darmadağan eden bu şiir hakkında mutlaka yazmam lazımdı. Aşkın umutsuz yüzünü Attila İlhan kadar iyi anlatan çok az şair vardır. Kaptan'da Attila İlhan'ın bu umutsuz yüzü gösterdiği şiirlerinden biri bence. Yalnızlığı, umutsuzluğu o kadar güzel betimlemiştir ki koca şiirden alınan bir iki mısra herşeyi anlatmaya yeter de artar.

...
yalnızlıktan da kurtulup yalnız kalmak isterim
...

...
yanımda olduğun zaman her zamankinden yalnızım
...

Bir anda çeker koyar sizi çaresizliğinin ortasına. Ne yapacağınızı şaşırırsınız. En sevdiğim kısımlarından biri de zaten bu çaresizlik üzerinden varolmaktaydı bana göre.

...
kalbim bakır bir mangır gibi boynuma asılmış
ondan kurtulmak için sürgünlere gitmeye razıyım
nehir gemilerinde muçoluk etmeye ölmeye
seni terk etmeye razıyım parasız pulsuz çekip gitmeye
kur’andaki bütün belalara tevrattaki bütün belalara
ibranice öğrenmeye razıyım hapis yatmaya
kalbim yüzünden madem ki ellerimi parçaladım
kalemimi kırdım hayatımı çiğnedim ağladım
madem ki en büyük düşmanım kalbim benim kendimim
onu inkar ediyorum kalbimi inkar ediyorum
...


Belki şiirin son iki dizesi değil ama birazdan yazacağım dizeler bir "son"'u anlattığı o kadar aşikar ki...

...
ben ki yaşadıklarımı büyük dinler gibi yaşıyorum
sen artık bir din değilsin bunu biliyorsun
...

Hiç yorum yok: